Aç Olan Bedenimiz Mi Ruhumuz Mu?

Bedensel açlık ve duygusal açlık günümüz beslenme alışkanlığında önemli yeri olan kavramlardır.Bedensel açlık fizyolojik bir ıhtiyaçtır ancak bu ihtıyacın karşılanma biçimi sağlığımızı ya olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Bedensel açlık ve duygusal açlık günümüz beslenme alışkanlığında önemli yeri olan kavramlardır.Bedensel açlık fizyolojik bir ıhtiyaçtır ancak bu ihtıyacın karşılanma biçimi sağlığımızı ya olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Japon bilim insanları tarafından yapılan bir bilimsel çalışmada hızlı yemek yiyen kişilerin, yavaş ve ağır yiyen kişilere göre daha hızlı kilo alma ve şişmanlama riski taşıdıklarını bildiriyor. 

İngiliz tıp dergisinde yayımlanan bir araştırma sonucunda '' ne kadar veya ne yediğinin değil yeme tarzlarının obeziteye nasıl yön verdiği'' söylenmektedir. 

Hızlı yemek yemeyen kişilerle, hızlı yemek yiyen kişiler karşılaştırıldığında hızlı yemek yiyen erkeklerin şişmanlama ihtimalleri yüzde 84'ü bulurken, kadınlarda bu oran iki katına çıkabiliyor. 

Duygusal açlık ise yeterli sevgi ve güven alamadığımız durumlarda yaşadığımız zayıf dönemlerimizdir.Böyle zamanlardaki beslenme alışkanlığımız da değişmektedir.Eğer gizli gizli yemek yemeği tercih ediyorsak,kısa sürede öğünümüzden fazla yemeyi tercih ediyorsak,yedikten sonra daha sakin hissediyorsak,kızgın,üzgün,mutsuzken yemeyi tercih ediyorsak,acıkmadan yemeyi tercih ediyorsak duygusal açlığımızı bastırmaya çalışıyoruz demektir.

Yemek yemekteki temel amacımız beslenmek ve bedenimizi dinç tutmaktır. Ancak kimi zaman beslenmek için değil; rahatlama, eğlence, paylaşım, içimizdeki öfke duygusunu bastırma ya da üzüntümüzü giderme stres kaynağından kaçma  amacıyla yemek yeriz. Oral bölgenin fiziksel tatmini duygusal açlığımızı yatıştırmak amacıyla kullandığımız yöntemlerden birisidir üstelik çoğu kişi bunu farkında olmadan yapar.Bu tarz beslenme sağlıklı bir beslenme olmadığı gibi stres karşısında daha fazla yatıştırıcı etki olmasını istediğimiz için beslenme hızımızda da stres ile doğru orantılı bir artış olacaktır.

Yeme sorunları çoğunlukla, yediğimiz yiyecekler kadar kendimizle ilgili tutum ve duygularımızla bağlantılıdır. Yemek, bu gereksinimlerimizi karşılamak ve kendimizle ilgili stresi gidermenin tek yolu gibi görülebilir.Ancak bunu böyle gördükçe sorunlarımızı gerçekçi yollarla çözmek yerine hızlı bir tüketim ve beslenme alışkanlığını tercih ettikçe ne sorunlarımızı çözebiliriz ne de sağlıklı bir bedene kavuşabiliriz.

 Duygusal yeme bozukluklarının önüne geçebilmenin en önemli yolu; yemek yemek için tetikleyen duygularınızı  keşfetmek ve bunların temeline inmek. Eğer sizi tetikleyen duygu yalnızlıksa, biraz daha sosyal olmayı deneyebilirsiniz. Kendinize olan sevginizi göstermenin tek yolu, yemek yemekten geçmiyor. Sevilmediğinizi düşünüyorsanız, önce kendinizle barışmalı ve çözümün yemekten geçmediğinin fark etmelisiniz. Hayatımızda her zaman stres ve bunu ortaya çıkaran etkenler olacaktır.Kaçmak veya kaçınmak tercih ettiğimiz bir yol olmamalı eğer bunu tercih edersek hatımız boyunca büyüyerek üzerimize gelen sorunların sahibi olacağız ya da buna bir dur diyecek kendimizi hızlı beslenme gibi anlık rahatlatacak davranışları tercih etmek yerine sorunlarımızla gerçekçi bir şekilde yüzleşip onlarla savaşacağız.Eğer problemlerinizi tek başınıza çözemiyorsanız; hem duygusal sıkıntılarınız hem de yeme bozukluklarınız için psikoterapi almayı deneyebilirsiniz.

Klinik Psikolog Cüneyt KAYA

   Aile ve Evlilik Danışmanı